Uç-tum

Gözlerinin içine bakamamıştım belki. Ama anlatmaya çalışmıştım bütün gerçekleri.  Bu düzene inat… Kırılmış kalplerden soyut, yaşadığım paralel evrenimde… Samimiyetsiz duygularımı bir incir ağacının altına gömmüştüm. Ağaca bakıp dimdik durmuştum. Derin bir nefes almıştım. Kırmızı bir balonu sana uzatacakken…

Durun bir saniye! Gerçeklere dönmek istiyorum. Aslında gerçekler az önce anlattıklarım… Gerçeklere değil, hayata dönmek istiyorum. Bana dönmek istemeyen bir hayata dönmek zorunda bırakılıyorum.

Adalet istiyorum. Sonra adil olmadığımı düşünüp vazgeçiyorum. Sonra bir daha bir daha… Sonu olmayacağını biliyorum. Sonsuzluğun içinde bir küçük kırmızı balon…

Kelimelerin ifade edemediği hisler yumağını pamuklara sardım, korudum, kokladım, sevdim; sonra da ince ince yağan kar tanelerinin içinde kaybolması için ondan uzaklaştım. Ben uzaklaştıkça kaybolmadığını hissettim. Daha çok bağladığımı fark ettim. Daha da uzaklaştım. Atmosferden çıkmış olabilirim.

Başı olamayan bir çemberin sonunu aramak gibi, dönüyorum. Gözlerini arıyorum. “Gözler…”  Ne de çok severmişim. Gözleri ve ötesini…

Bir yerlerde sakladığım bir sabrım olmalı. İşi gücü bıraktım onu arıyorum. Bulamayacağımı bilsem de, bulduğuma inanmış gibi yapacağım.

Keşfettiğim bir masalsın. Öyle kalacaksın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here