Sen

Cahit Sıtkı’nın ölümü beklediği gibi bekliyorum seni,
Satırlar yazıp yazıp siliyorum.
Ulaşmıyor tınılarım düşlerine.
Cansever’in yalnızlığı sevmediği gibi sevmiyorum ben de ayrılıkları.
Bir garip Orhan Veli oluyorum gönlümce
Kavuşuyorum ellerine şafak vakti
Tenha, çıkmaz sokaklarda
Nazım Hikmet’in vatan düşkünlüğü geliyor hatırıma
Senli cümleler kurdukça.
Sürgün ediliyor kelimelerim.
Geçmişi bekleyen kadınları Nazım’ın
Piraye’si, Münevver’i, Vera’sı…
Ne kavuşabildiği ne unutmak istediği divane aşıkları.
Sonra;
Aşka merdiven dayayan, ama asla çıkmayan
Anday’ın garipliği.
Fırtına ve Kar’ı şairin oyuncağı yapan
Çamlıbel,
Seni düşlerimde özlediğimi
Fısıldadı mı ruhuna?
Özgürlüğü, okunmuş yapraklara değdiren
Livaneli
Yolladı mı hasretimi güvercinleriyle?
Sen;
Yat şimdi avucuma,
Ayaklanma başıboş ümitlerle
Parmak uçlarım
Haykırsın yokluğunu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here