Galiba bu kez satırlarım temiz. Aslına bakarsanız günler öncesinde öyle bir şey geldi ki başıma; hayatta her insanın karşılaşabileceği en güzel kazaydı bu. Zaten bir insan her şeyden vazgeçmişken bir kahkahaya kaptırıyor kendini. İşte ben ufacık bir tebessüme dünyalarımı verdim.Tersine çevirdi her şeyi. “Artık eskisi gibi değil hiçbir şey.” demişti bana bir günaydın mesajıyla. Mesajıyla sevdim onu evet. Ellerine dokunduğumda aşık oldum ona. Rahatlığı ise onun yanında buldum.

Birden çıkmıştı karşıma. Hiç beklemediğim bir anda hem de. Onu o kadar sevdim ki hep yanımda istedim. Hiç bulamadım ama o hep oradaydı biliyorum. Adını başka sesten duymaya dahi tahammül edemediğim o insanı farklı ses tonlarına anlattım ve buraya bir kez daha yazdım adını. İnsanlardan gizleyip bir o kadar herkese anlattım. Ne olduğunu bildiler ama kim olduğunu asla bilmediler. Önce nefesini nefesim yaptım; daha sonraysa adın sıfatım oldu. Fark etmedi belki ama o benim oldu. Hayallerimi verdim ona. Çünkü hiç olmadığım kadar güçlüydüm onunla. Ne çocuk kaldım onunla ne de güvensizliği yaşadım. Kendime bile güvenmeyi ondan öğrendim. Mutsuzluğu bile özledim zaman zaman; o varken ağlayamıyorum. Öyle işte… Gururu bir kenara bıraktım artık varlığında. Özlüyorum be adam! Tek alışkanlığım sensin. Hafızamdan silemediğim milyonlarca şey var. Seni o kadar kazıdım ki her zerresine; geçmişime dair bir çok anının yerini aldın. İçime işledi her sözün. Kaybetmeye korktuğum ama kaybetmeye en yakın olduğum insan… Onunla uyanıp bir türlü onunla uyuyamadığım insan… Her şeyim… Mutluluğumu bir çok satıra döktüğüm ama hepsini bir isimde topladığım insan… Değişiyor her şey ve gün geçtikçe daha çok seviyorum hayallerime en çok yakışanı. Öldüğüm de oluyor övdüğüm de.

O geldiğinden beri ne satırlarım kirli kaldı ne de kağıt kesiklerim. Sadece o kaldı bende. O benim yara bandım… Ama öyle örseleyen değil. Özledikçe açılan yaram; tek cümlesiyle onu saran bandım… Ne ilaca ihtiyacım var ne sargıya. Sadece sana ihtiyacım var. Tek kişilik hayalim kalmadı. Biz varız hayallerin en ücra köşelerinde. Hep vurguladığım gizli öznemsin. Sen özlemsin. ”Hayat; birine seni seviyorum demenin kararsızlığını yaşamak için çok kısa.” demiş yazar. Seni seviyorum demek için kısa belki ama seni sevmek için uzun bir ömür var önümde. Ve yine ”Bir kadının yüreği sırlarla dolu bir denizdir.” demiş yazar. Benim yüreğim sensin. Sana olan duygularım ise aramızdaki bağın tek sırrı. Denize gelince… Deniz ayna gibidir. Gökyüzünü yansıtır daima. Rengi yoktur ama o kadar sevdalıdır ki gökyüzüne; gökyüzü nasılsa deniz onu anlatır bakan insanlara. Ve sen fark etmesen de denizi seyrederken kendi hayatını düşünürsün. Fakat o sana gökyüzüne olan aşkını anlatır. Ben denizim sevgilim. Bir rengim yok ama sen benim gökyüzümsün. En derin acıları içinde barındıran, en özgür ama bir o kadar da mahsur kalansın. Yağmur yağıyorsa eğer bu acılarını dağıtmandır. Fakat o yağmur her zaman denize isabet etmez. Bir taşa çarpar veya bir duvara. Buhar olup yine sana döner. Ama deniz söz konusu olduğunda o kendine alır her şeyi. Bütün yağmur damlalarını diğerlerinden daha çok içinde barındırır; gökyüzünün aydınlığı için. Her zaman senin denizin olacağım. Derin ama bir o kadar da sen olacağım. Sadece sana dönük olup; insanlara bizi anlatacağım.

Artık her satırı seninle temizlediğime göre yeni bir sayfa açabilirim. Sen satırım ol yeter ki; ben her harfte seni yinelerim.

İllustrasyon: Nurcihan Mızrak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here