İnsanlar kaça ayrılır bilmiyorum ama bin parçaya bölündüm. Her zerrem bir yere saçıldı; yine de doymadım. Yaşım kadar yaşlandım ama yaşım kadar yaşayamadım. Nefes alırken hissetmemek, ilk nefes gibi ciğerinizi yakan ama son nefes kadar rahatlatması gibi bi’ şey… Genç yaşta genç kalamıyor her insan. Genç kalsa da anlamıyor ya neyse. Yazıp yazıp sildiğim birkaç satırdan ibaret olsa da; hayatımı sığdırmaya çalıştığım nice satırdan eksiği yok. Bakıp güleceğimden eminim ama yaşanılanlara değil; yaşatılanlara. Bir insan nasıl bütün olamaz? Dağılır ama sesi çıkmaz ya, neden? Hep sormuşumdur kendime: Aynı pencereden bakmak mı yoksa aynı pencerede olmak mı? Farklı pencerelerden aynı görmek mi aynı pencereye kör olmak mı? Ne dersem diyeyim; hep aynı kapıya çıkıyor ya, en çok ona üzülüyorum. Çünkü yola çıktığınız kim olursa olsun sonunda hep aynı kişi oluyor. Bazılarının yola çıkmaya bile cesareti yokken bazıları en küçük engelde bırakıveriyor elini. Bırak pencereyi bir hüzme bile göremiyorsun. Sen yerdeyken gölge oluyor sana utanmadan dönüp gidiyor ya bir de… Çekilmez kılıyor. Ne ilerlemeye mecalin var ne de kalkıp en başa dönmeye cesaretin. Bölünüyorsun. Yavaş yavaş etrafa saçılan benliğini, zor topladığın o benliğini bir bir kaybediyorsun ve ellerinden alan yine bir başkası oluyor. Her neyse… Bir pencere kalmıyor ya sonunda. Bulsan bile o pencereyi kapatıp karanlıkta oturuyorsun. Bulursan şanslısın ama bulamazsan ayıplanıyorsun. Suçlu gözlerle bakılan yine sen oluyorsun; bakanlar da başkasına gölge olanlar. Sen yine suçlayamıyorsun kimseyi. Halin yok çünkü, bıraktın bir başkasını anlamayı. Kendini çözemiyorsun ki sen! Acının sızısı yerden kalkana kadar geçmeden, bir başkasının elini tutmadan, gözyaşın yanağına değmeden ininceye kadar kendini çözemeyeceksin sen. Zaten anlamaya çalışırsan; bir darbe de kendinden yiyeceksin, çünkü görmediklerin ayna olacak sana. Görmek istemediklerin yansıyacak oraya. Kendini göremeyeceksin. Taşıdıkların, sustukların, görmediklerin, göremediklerin ve görmek istediklerin… Hepsi bir taş gibi yığılacak önüne. Yılmayacaksın; derman kalmayan dizlerinden destek alıp kalkacaksın. Bir ışık belirecek, bir de yanında bir insan. Yolun sonu sandığın yeri, gözlerini açınca tanıyacaksın. En baştasın. Evet, istediğin gibi olmadı. Haklılardı. Kimsenin taş atınca kolu yorulmadı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here