Rahatsız Edici ve Sarsıcı “Cache”

Kendi anlatımıyla “kimsenin kolayca ve içi rahat bir şekilde seyredemeyeceği filmler” yapan Haneke’den bizi yine gördüklerimizin gerçek tanığı, hatta suç ortağı hissettirecek, huzursuzluğumuzla ve kafamızdaki soru işaretleriyle baş başa bırakacak bir yapıt. Haneke filminde batı toplumunun yozlaşmasını, sorunlarını ve bunalımlarını kişilere indirgeyerek işlemiş. Filmin baş karakteri Georges kitaplar üzerine TV programı sunucusu, eşi Anne bir basım evinde çalışıyor ve oğlu Pierrot ise iyi bir yüzücü. Dışarıdan bakıldığında herkesin ulaşmak isteyeceği güzel bir evleri, mutlu bir evlilikleri, sevimli bir çocukları ve entelektüel bir yaşantıları var.Görünüşte mükemmel bir ailedir karşımızdaki ama yönetmen Haneke olunca hiçbir şey bu kadar basit değil. Bu mükemmel aile eve gelen isimsiz bir paketle huzursuz olur. Pakette Georges’in evinin dışarıdan kayda alınmış görüntüleri ve ağzından kan damlayan bir çöp adam çizimi bulunmaktadır. Gizemli telefonlar ve paketler birbirini izlerken, yaşamına yönelik tehdit olarak algıladığı paketler Georges’in geçmişte yaptığı bir hatayı anımsamasına neden olur.Georges’in aklına çocukluk yıllarında evlerinde çalışan Cezayir asıllı bir ailenin çocuğu olan Majid gelir. Majid ailesini 17 Ekim 1961 yılında Paris’de yaşanan kanlı gösterilerde kaybetmiştir.Bu olaydan sonra kimsesiz kalan Majid, Georges’ın sebep olduğu bazı olaylardan dolayı yetimhaneye gönderilir. Bu yüzden Georges’in başına gelenler için şüphelendiği tek kişi Majid’dir.

Filmi şöyle de yorumlayabiliriz: Georges entelektüel, kültürlü, başarılı ve zengin yani Fransa’yı temsil etmekte. Ama bu erdemlerine rağmen küçüklüğünde yaptığı  hatayı kabul etmiyor, ondan kaçıyor ve rüyalarında bile olayları çarptırıyor. Majid ise acı çeken, mağdur, haksızlığa uğrayan ve fakir yani Cezayir’i temsil ediyor. Bunlara rağmen Georges başına gelen en ufak  kötülükte bile bunların sorumlusu olarak Majid’i görmekte ve geçmişiyle yüzleşmek yerine bütün suçları Majid’e atarak kendi vicdanını rahatlatmaya çalışmakta. Georges ile Majid’in ilk buluştuğu sahnede, Majid’in saldırgan olmasını bekliyoruz. Ama hayır! Majid çok uysal ve  korkmuş durumda. Georges ise ondan beklenmedik bir biçimde kaba ve çok saldırgan.Yönetmen burada bize şunu anlatmaya çalışıyor; Mağdurların kaderi hep aynı,  zalimler ise her zamanki gibi oldukça küstah!

Haneke’nin karakterler ve olay örgüsü aracılığıyla bize asıl vermek istediği mesaj ise; Fransa’da hatta Dünya’da ırkçılığın devam etmesi, entelektüellerin, aydınların bile bu olayı görmezden gelmeleri ve kendilerini bu olayların dışında tutmak istemeleri. Haneke batı toplumlarının kendilerinden olmayana tahammülsüzlüğünü hatta tüm insanlar arasındaki çatışmayı ve samimiyetsizliği eleştirmekten de çekinmemiş. Bunların yanında en ufak sorunlarda bile temelinden sarsılan batı toplumunun kopuk aile bağları ve zayıf ilişkileri de Haneke’den nasibini almış. Uzun ve durgun plan çekimlerin yoğun olduğu filmde Haneke gördüklerimizi ve duyduklarımızı idrak etmemiz için bize fırsat vermiş. Soğuk ve tarafsız gibi
duran lakin konunun içeriğiyle her zaman mevkisinde taraf olan kamerasıyla, yer yer bizi röntgenci konumuna sokarak oldukça rahatsızlık vermiş ve suçluluk hissi duymamızı amaçlamış. Belki de Haneke’nin yaptığı en iyi şey bu: Huzursuz etmek.

Yazımı Haneke’nin Londra daki bir festivalde filmini sunarken söylediği şu sözle bitirmek istiyorum;

“Size Huzursuz Seyirler Dilerim”

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here