Pazar

Güzel bir pazar akşamında yapılacakları sıralamak istedi gönlüm. Durup düşünmeye başladım ve birden ne kadar çok şey yapılabileceğini gördüm. Yazmaya başladım sırasıyla; elime aldığım saman yapraklı kağıda.

Güzel bir film açmak mesela; köşe koltuğunun kenarındaki battaniyeyi üzerimize alarak. Film senden kahveler benden misali hayallerle başladı listem.

Sonra mesela el ele tutuşup birkaç adım ötedeki markete gitmek… Eksikleri tamamlamak bahane; el ele tutuşmak maksadıyla doyasıya.

Sonra hayallerimizi yazdığımız saman kağıdına oturup yeni hayaller eklemek…

Ya da kitap okumak; ayaklarımızı birbirine değdirerek karşılıklı uzandığımız üçlü koltukta. Sayfalar arasından birbirimize kaçamak bakışlar fırlatıp tebessümü esirgemeden…

Tekli berjere oturup koluna dirseğimi dayayıp senin klarnet çalışını izlemek ve parmaklarındaki gizemi çözmeye çalışmak…

Akşamın ayazında mavi bisikletlerimizi kucaklayıp, mahallenin köpeklerini de arkamıza takmak… Nefes nefese pedalları çevirip dünyayı umursamadan kocaman kahkahalar savurmak birbirimize…

Adını bile bilmediğimiz mahalle sakinlerini kafaya takmadan yüksek sesle birbirimize sevdiğimizi haykırmak; gökyüzüne bir şeyi ispatlarcasına…

Otobüs durağına yetişmek için “önce giden kazanır” oyununu oynamak ve kaybedenin gönlünü almak; öpücüklerle…

Senin bana yazmış olduğun şiirleri parmaklarında saçlarım dolaşırken dinlemek; o her şeyi yapma gücüne sahip olan kararlı bakışların eşliğinde…

Yeni almış olduğumuz bir haberi hararetli tartışmak; kaynamaya hazır olan tarhana çorbasını karıştırırken ben.

Dışarıdan eve gelirken otobüs durağından eve kadar evde neler yapacağımızın hayalini kurmak bile yapılacakların arasında.

Manavdan özenle seçtiğin meyveleri yine aynı özenle yıkayıp tabağa dizmişken sen, koltuğun bir kenarına kıvrılmayı diledim.

Diledim. Pazar akşamlarında hep yaşamayı diledim aslında; takvimdeki tüm günlerin üzerini kanatırcasına çizerken. Çünkü sen bir pazar akşamı gittin benden. Ne arkana baktın balkonda olduğumu bile bile ne de ufak bir iz. O günden sonra bildiğim tüm şarkıları, bildiğim tüm yazarları ve bildiğim tüm mutluluğu unuttum. Bir pazar akşamında elim boynumda, boynum ise buruk kaldı.

Şimdilerde hala pazarlardan geri dönmeni ümit ederek saman sarısı yaprağıma yeni hayaller karalıyorum. Hayallerim gittikçe uzuyor; sen ise dönmüyorsun. Sessizliği bozan kahkahalarımızla gittiğini anlamam ise oldukça zor. Kalp bir şeyi dilediği zaman akıl ona ne diller dökse de fayda etmez; en çok sen bilirsin. Kalbim kararmadan ortamı bahara çeviren gülümsemeni eşliğinde getirmeni umuyorum.

Bir gün gittiğin tüm pazarları bana geri vermeni diliyorum. Bir pazar gecesi yapılacaklar listesine yine geri dönmeni diliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here