Mum Işığı

  Kapıya biri vuruyor. Zile neden basmıyor ki! Uykudayım, rüyamda bir ormanda yürüyorum etrafımda kalın gövdeli, uzun ağaçlar var, ayaklarımın altında kurumuş ot çıtırtıları. Yürürken çıkardığım seslerden ürküyorum, neden ormanda yalnız yürüyor olabilirim? Etrafta ışık yok ama net görüyorum her şeyi; ağaçlar, uykuda ki hayvanlar, susmayan bir baykuş sesi, birbirine çarpan yaprakların hışırtısı. Yakında bir tepe var sesleniyorum ve sesim yankılanıyor.

  • Kimse yok mu?

  Rüzgarla beraber gelen bir toprak kokusu alıyorum bir yerde bataklıkla karşılaşacağım, darken su sesi duyuyorum bataklık değil bu göl ya da bir su birikintisi çıkacak karşıma. Korkuyorum, tüylerim diken diken oysa hava çok sıcak ve bunaltıcı. Suya bakmak istemiyorum korkuyorum karanlık sulardan, hele ki yalnızken. Ne tarafa gideceğimi bilmiyorum. Sağa sola bakarken etrafımda dönmekten yorulduğum anda uzaktan bir seslenişle uyanıyorum. Ses kafamda mıydı yoksa gerçekte duymuş ve uyanmış olabilir miyim?

Eş zamanlı olarak kapı çalıyor gecenin bu vaktinde, kim benim kapımı çalmış olabilir diye düşünürken kalkıp açmam gerektiğini kavrıyorum. Boynumu kapıdaki deliğe uzatıp bakıyorum. Kimse gözükmüyor, sadece bir nefes duyuyorum kendi nefesimi tutup dinlemeye çalışıyorum. Duyduğum tek şey kalp atışlarım oluyor. Neden korkuyorum?

  • Kim o?

  Yorgun ve hızlı bir nefes daha ses vermeden beklemeye devam ediyor. Açmayacağım korkuyorum, gitmesini bekliyorum. Terasa açılan kapının yerden yukarıda olan iki basamağından inen sert adımlardan sonra uzaklaşan ayak seslerini dinliyorum. Kalbim yerinden çıkacak, daha önce hiç bu kadar korkmamıştım. Kendi canımı yakmak için koluma vuruyorum, hala uykuda olabilir miyim acaba. Kapıyı yavaşça açıp giden kişiyi görmeye çalışıyorum. Bahçe kapısından çıkan birini görüyorum. Rüyada değilmişim gerçekten kapıda bekleyen biri varmış, peki kim o?

Sabah olmasına neredeyse bir saat var, bu saatte kapımı neden çalmış olabilir? Tam arkasından seslenecekken yolun karşısına geçip koşar adımlarla ormanda kayboluyor. Rüyamda gördüğüm orman bu orman mıydı? Tanımadığım bir adamın peşinden gitmeyi düşünüyorum, belki de bana ihtiyacı vardı ama ona kapıyı açmadım. Vicdanımla mı konuşuyorum yoksa merakımla mı yarışıyorum? Görebilseydim kim olduğunu, yardım edebilseydim yolunu kaybettiyse? Bu anın verdiği etkiyle tekrar uyuyamayacağımı bildiğimden kendime kahve yapıyorum. Camın önüne oturuyorum hava aydınlanmaya başladı, ışığı yakamıyorum; ya tekrar gelirse.

Gelmesini isterdim.

  Ormandan izleyebileceği bir mum yakıyorum camın önüne yerleştiriyorum. Belki de o da kapıyı açmamdan korktuğu için nefes nefeseydi. Sallanan sandalyeme oturup camdan ormana bakıyorum, kitap okurken uykuya dalmışım. Gözlerimi açtığımda ormandayım, üzerimde pijamalarımla ormanda ne yapıyorum? Uykudayken ormana yürümüş olamam ya da aklıma ilk gelen yine bir rüyanın içinde miyim? Yürürsem evi bulabilir miyim? Yine aynı sahnenin içinde aynı sesleri duyuyorum, aynı ışığı seyrediyorum, hafif bir göz kamaştıran ışıkla ürküyorum. Uzakta ağaçların arasında bir ışık. Belki de bir evdir ve yardım isteyebilirim. Yolumu kaybettim derim, tanımadığım bir insan olsa da. Koşarak eve doğru yaklaşıyorum. Öyle karanlık ki gördüğüm tek şey bir cam ve süzülen hafif mum ışığı. Bahçe kapısını atlayarak cama doğru gidiyorum. Camın önünde bitmek üzere yanan bir mum, kucağında kitapla sırtı cama dönük yatan bir kadın, ürküyorum cama dokunuyorum, korkutmak istemiyorum bu kadını.

  Evin kapısını bulabilseydim, kapıyı çalar yardım isterdim. Terasa çıkan bir kapı buluyorum, yavaşça vuruyorum kapıya ses yok. Uyanmayacak diyorum yardım isteyemeyeceğim. Kendi yolumu kendim bulmalıyım, korkmadan yürümeye devam etmeliydim. İçerde uyuyan masum kadını tanıyamadan oradan ayrılacağım. Kaybolmanın gerginliği yerini buruk bir hüzne bırakıyor. Merakımla ve kendimle kavga ediyorum. Sabahın karanlığında kadını korkutmanın ve izinsizce hayatına girmenin bir anlamı var mıydı? Öyle düşünceye devam ederken ayak sesleriyle irkiliyorum, galiba uyandırdım onu. Heyecandan kalbim yerinde durmuyor, korksun istemiyorum gecenin bir vakti kapıda bir yabancı. Nefes nefeseyim , duyabildiğim tek ses kapının ardından gelen ve geceyi bölen sözcükler.

  • “Kim o?”

Tüm güzelliği ve tatlı sesiyle karşımda duruyordu aramızda sadece demirden bir kapı, ve her yer karanlık. Kapının altından süzülen ışığın ondan geldiğini hayal ettim. Daha fazla bekleyerek onu korkutmayacağım, yavru bir tavşan gibi korkuyla kanat çırpıyor kalbi duyuyorum. Onu korkutmaktansa hayaliyle buradan uzaklaşmalıyım. Terasın yerle arasında bulunan iki basamağı geçtikten sonra bahçe kapısına yöneliyorum, tam kapıdan çıktığımda arkamda bana baktığını biliyorum. Yarın yine yolumu bulmam için bir mum ışığı arayacağım.

Her gece olduğu gibi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here