Kendi Kendime

Yazmak, neden bu kadar rahatlatır insanın içini hiç anlamamışımdır. Bence insan anlatamadığı ya da karşısındakinin onu anlayamayacağını fark ettiğinde yapacağı tek şey yazmak oluyor. Çünkü yazmak insanın kendini en hür şekilde ifade etme biçimidir. Yazarken yazmanın tutkusuna kapılır tüm içtenliğini serersin kağıda. Dürüst olursun kendine çünkü değer verirsin yazdıklarına. Ve ben bu satırları yazarken belki de ilk defa bu kadar dürüst olacağım kendime. Bazen her şeyi ama her şeyi bırakıp gidebildiğim kadar gitmek, kaçabildiğim kadar kaçmak istiyorum. İnsanlardan, eşyalardan, kitaplardan, şiirlerden. Çünkü her şey gereğinden çok daha fazla anlamlı. Her şey bu kadar anlamlı olmamalı. Bir şiir, bir bakış, bir koku, bir durak nasıl bu kadar yıkabilir insanı? Evet saçma. İçim, işte bu bahsettiklerimin yıkıntılarıyla dolu. İnsan nasıl kendinden bu kadar uzaklaşıp kendine yabancı olur? Neden yorar bu kadar kendini ne için, kim için? Tüm bu çabalar yıpranmalar neden? Bu soruları sorarken kendi zihnimde kayboluyorum,  yönümü bulamaz hale geliyorum. Çaresizlik budur belki de insanın kendisine sorduğu soruların cevabını kendisinin bile veremiyor oluşu. Tam olarak kendimi anlatamıyorum hatta belki de kendimin kıyısından köşesinden bile geçemiyorum. İşte bu kadar uzaklaşmışım kendime. İnsanlardan eşyalardan kaçmak isterken kendimden kaçmışım. Ben aslında kendi benliğimi yitirmişim, başkalaşmışım. Ne acı. Başkaları için yaşamışım bugüne dek. Ama artık ne istediğimi biliyorum beklemek anlamsız. İstediğim tek şey içime dönüp kendimi bulmak, bana sımsıkı tutunmuş çocuğu yeniden ayağa kaldırmak.  İşte şimdi çok güçlüyüm içimde yeniden her şeye başlamanın sevinci var. Her zaman ya bir şey olsun yaşamım son bulsun ya da bir şey olsun son bulmuş yaşamım hayat bulsun derdim. Ben son bulmuş yaşamıma içimdeki çocuğu bularak hayat verdim. Peki ya siz?

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here