Canhıraş

Anlamak ne kötü, dedi.
Anlayınca konuşacak bir şey kalmıyor. Anlayınca sormuyorsun, sorgulamıyorsun, merak edecek benimle konuşmanı gerektirecek nedenler toz oluyor.
Sen beni anlayınca ruhum çekiliyor, midemdeki asit parmak uçlarımı yakıyor. Zihnim feragat etmek istiyor bedenimden. Omuzlarıma bıraktığın yükü kirpiklerimde taşıyorum. Dilimden geldiğince lal oluyorum sana. Sanki oksijen değil benzin soluyorum.
Gamzemin açtığı çukura karıncalar yuva yapıyor. Kimin fazladan puştluğu varsa bir dal veriyor bana. Sen diye yıkamadığım o siyah kupam, içinde soğuttuğu kahvenin sızısıyla kabuk kaldırıyor. “Bu hissettiğim hangi yalnızlığın hakkı?” diyorum kendime.
Sonra bir dal da kına yakıyorum açtığın yaralara. Tuz değil papatya bas onlara.

Sen beni hiç anlama.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here