Bizim Kanlı Tarihimiz

Ben bir yaşam koçu, psikolog ya da o tarz işlerle uğraşan biri değilim. Öyle biri olmak gibi bir hedefim de yok. Sadece etrafımda yaşanan olaylardan yorulmuş ve bunalmış biriyim. Yıllardır hayallerim için savaşıyorum. Bugün olduğum noktaya bile tırnaklarımla kazıyarak kimsenin yardımı olmadan geldim ve hayallerim ne kadar imkansız gözükse de savaşmayı bırakmayacağım, bir günümü bile boş geçirmeyeceğim. Hayalini kurduğum şeyler çok büyük ve sadece beni ilgilendirmiyor. Ben para istemiyorum; büyük şirketler ya da şan, şöhret istemiyorum. Ben insanların nerede yaşadığı, neye inandığı veya inanmadığı, cinsiyetinin ve tercihlerinin ne olduğu önemsenmeksizin mutlu olduğu bir dünya hayal ediyorum. Yaşadığımız dünya ve insan ırkı için ne kadar imkansız ne kadar uzak bir senaryo ama değil mi?

Daha insanlığın ilk kez ortaya çıktığı yıllardan bu yana asla barış dolu bir dünya olmadık. Homo Sapiens yani insan türünün ilk türleri dünya yayılmaya ilk başladığı dönemlerde, yakın akrabalarımız olan bir diğer insan türü Neandertalleri yok ediyordu. İlk kez gittikleri her ada ve kıtadaki antik hayvan türlerini öldürüyordu. Sanki kan akıtmak doğasında var gibiydi. Daha çok verimli toprak için kendi kuzenlerini, ihtiyacından fazla yemek ve et için bütün hayvan türlerini yok eden bir ırk… İlk yılları bu derece doğayla iç içe geçen bir ırkı hayvan öldürmekle suçlamak kulağa mantıklı gelmeyebilir; doğru. Ama temelleri böyle atılmış bir ırkın gelecekte neler yapacağını kestirmek çok da zor olmasa gerek. Maalesef Sapiensler şaşırtmadı ve çok alıştığı kan dökme huyundan asla vazgeçmedi.

Yıllar geçti; dünya birçok olay yaşadı, dinler için katliamlar başladı. Haçlı Seferleri düzenlendi, cihad için Osmanlı dünyanın birçok yerine yayıldı. Aslında var olmayan, gözle görülmeyen, duyulmayan, bilinmeyen sınırlar oluşturuldu. Daha Osmanlı adı duyulmamışken; ülkeler, beylikler çıkıp kendi sınırını çizdi. Krallarsa hiçbir zaman aç yatmadan, kapısında koruması eksik olmadan keyfini çıkardı hayatının. Halkın kaderiyse bugünden asla farklı olmadı. Kralı için ya da kralın söylediğine göre dini için gerekirse gitti ve savaştı. Binlerce yıl dünyada akan kan asla durmadı; soğuğuyla, sıcağıyla yüzlerce hatta binlerce savaş gördü dünya.

Zaman da durmadı; akmaya devam etti. Tarihler 1939’u gösteriyordu. İnsanlık tarihinin en kanlı, en korkunç 10 yılı yaşanacaktı. Dünyada acıma duygusu ve vicdan kalmamıştı. 2.Dünya Savaşı resmen başlamıştı. Daha Birinci Dünya Savaşı biteli çok zaman olmamıştı. Taze Cumhuriyet Türkiye; 2.Dünya Savaşı’na girmedi ve tarihinin en başarılı diplomasi olaylarından birini gerçekleştirdi. Ama bu demek değildi ki bu savaşta insanlar ölmeyecek. Milyonlarca insan hayatını kaybetti. Sadece savaşta değildi bu ölümler. Şehirlerde yaşayanlar da öldü. Toplama kamplarına götürülüp dünyanın en iğrenç tarihi olaylarına canlı şahitlik yaptılar. İşkence gördüler, tecavüze uğradılar, çocuklarının ölümlerini izlediler… Anneler çocuklarının işkence görmemesi için onları kendi elleriyle öldürmek zorunda kaldılar. Dünyanın en karanlık zamanları yaşandı.

Tabii ki akan kan 1945 yılında atılan iki atom bombası ile bitmedi. Ama dünya düzeni değişmişti; artık önemli olan şey kömür değil petroldü. Avrupa’nın kendi içinde birbirini yemesine gerek yoktu. Gereken yapıldı ve bir birlik kuruldu. Artık hedef petrol zengini ortadoğuydu. Beklenen çok geçmeden yaşandı 1900’lerin sonuna gelinirken ortadoğuda kan akmaya başlamıştı. Körfez savaşı, BoB ve daha nice operasyon ismi; hepsi tek bir şey içindi: Bölgedeki petrol. Konu ne islamdı ne de başka herhangi bir şey; sadece petrol için bir savaş başlatıldı. Sonrası daha da garipti; savaş durdu, hayali terör örgütlerine bırakıldı her şey. Ortadoğu coğrafyasında bulunan devletler, terör örgütleri birbirlerini yemeye başladılar. En garibi de hepsinin ağzından bir kelime çıkıyordu. Cihad. İki taraf da aynı şey için savaşıyor, aynı şeyi arzuluyor daha da garibi aynı adamdan silah alıyordu. Amerika ve Rusya’dan alınan silahlarla birbirlerini vuruyor, aldıkları topraklardan çıkan petrolü ucuza Amerika’ya gönderiyorlardı. Ölen yine aynıydı; krallara, liderlere bir şey olmuyordu. Ölen halktı. Yıllardır cahil bırakılmış halk ölüyordu. Halk da suçluydu ama onlar kaderini kendi belirlemişti. Onlar o kadar şanslı değildi; bir Mustafa Kemal o topraklara uğramamıştı. Türkiye Cumhuriyeti kadar şanslı değillerdi.

Yıllar geçti; bu dünya utanç verici binlerce olay gördü, Srebsenitsa’da akan kanı gördü. Kerkük topraklarında ölen Türkmenler’i gördü ama hepsini unuttu. Asla 10 günden fazla tepki gösterecek kadar ısrarcı olmadı. Sadece gördü, gördü ve unuttu.

Biliyorum ki bu olayları unutmayan benim gibi birçok kişi var. Ama ben bunları görmekten çok yoruldum, bunaldım. Bunları değiştirmek istiyorum ve bunu yapabileceğime inanıyorum. Verdiğim savaş bu yüzden, akan kanlar yüzünden. Bunca yaşanana rağmen hala daha rahat uyuyamadığım için bunca çabam. Peki ne mi yapıyorum? Bugün anlattıklarımı sizler bilmiyor muydunuz? Biliyordunuz; ben size hatırlatıyorum. Artık günlük siyasetle ve anlamsız gündemlerle yorulmaya gerek yok. Hepimizin kendi içinde değişmesi gerek; birbirimizi sevmemiz gerek. Ne düşündüğünü, neye inandığını önemsemeden herkesi sevmemiz gerek. Bu dünyanın sevmekten, anlamaktan ve anlayışlı olmaktan başka bir çaresi yok artık. Siyasilerin yaptığı aptalca şovlara, söz düellolarına benim karnım tok; ben onlar gibi masal anlatmak için yazmıyorum bu yazıyı. Benim sizden tek isteğim; artık insanları ötekileştirmeden, onlara saygı duyarak yaşamayı öğrenmeniz. Eğer ki biz bunu başarabilirsek, ülke olarak bunu aşabilirsek eminim ki çok büyük problemlerimizi hiçbir şey yapmadan üstümüzden atmış olacağız. Bu problemlerden kurtulabilirsek işte o zaman yurtta sulh cihanda sulh ilkesine yönelik adımlar atmaya başlayabiliriz. Bugün tüm dünyada benim gibi düşünen milyonlar olduğuna inancım tam. Daha çok okumak, daha çok izlemek ve daha iyi anlamak için hala önünüzde koca bir yaşam var. Durmayın, ertelemeyin; daha iyi biri olmak için hala fırsat var. Kalp kırmayın ve hepsinden önemlisi her gün daha mutlu olun. Kim olduğumun, adımın bir önemi yok; aynı şekilde sizin de kim olduğunuzun bir önemi yok. Ben hepinizi seviyorum, mutlu kalın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here