Bencil İnananlar

İnsanların binlerce yıldan beri kendine yaptığı en kötü şeylerden biri; bencilce inanışlarıdır. İnsanları diğer canlılardan ayıran bencillik, ona yaşam kaynağı olan inançla birleşince ortaya kimsenin kolayca fark edemediği kötülüğü çıkardı. Bir de bu karışıma tuz biber etkisi yaratan ticaret ahlakı dedikleri saçma sapan bir olguyla, muhtaç olan varlıktan, muhtaç olunan varlık durumuna geçtiklerini sandılar. Evrenin ve doğanın yalnızca insanlara bir sınav niteliğinde hazırlanan ortam olduğunu, diğer her canlının bizlerin iradesine bırakıldığını düşündüler. Başlarda kutsal metinlere ilavelerle, ardından devlet yasalarındaki hükümlerle bunu meşrulaştırdılar.

Nesli tükenmekte olan birçok canlı, son çare bizim çabalarımızla yaşama tutunabilir hale gelebilir. Ama bu gibi sorunlara da genellikle biz sebep olduk. Yıllardan beri de kendi yarattığımız sıkıntıları, kendi çabalarımızla halletmeye çalışırken; sıkıntı yaratmamayı akıl edemedik. İnsanlar elbette akıllı oldukları için hayatı yönlendirebilme, şekil verme, kontrol edebilme özelliğine sahip. Fakat hayatı katletme fırsatını hiçbir ilahi kitapta açıkça bulamayız. İşte burada devreye giren insanın bencilliği, tüm ekosistemin lideri ve koruyucusu görevini üstlenmesine sebep olurken; ayrıca çevremizi katletme gibi özelliğe de sahip.

Burada durup düşünüyorum. Hayatın telafisinin olmayacağını biliyoruz. Her adımımızla geri dönülmeyecek işler yaptığımızı da görüyoruz. Ama adımlarımıza hiç mi hiç dikkat edemiyoruz.

Bencil inançlar meselesi, inançlı insanların şu iki yüzlülüğünü de gösterir. Kutsal kitaplarda; iyilik ve ibadetin yalnızca dürüst bir niyetle yapıldığı vakit cennet kapılarının aralandığı söylenir. Peki biz iyilik yaparken dürüst müyüz yoksa bencil mi? Bence çoğu zaman benciliz. Çünkü niyetimiz yalnızca cennete girmekse yapılan ibadetin ve iyiliğin bencilce yapılan bir eylemden farkı yoktur. İnsanlar ilk başta insanı insan olduğu için, canlıyı canlı olduğu için değil de yalnızca cennete girmek için severse, bunun bir kıymeti yoktur. Kutsal kitapların hepsi aynı şeyi söyler. Fakat insanlar yalnızca cennete girmek isterler. Çünkü insanlar çıkarları için yaşarlar.

Din afyondur lafına yalnızca şu noktada katılırım. Dünyadan ve diğer canlılardan bağımsız yaşanan herhangi bir din afyondur diyebilirim. İnsanı uyuşturan hissizlik, boş verişle başlar ve hiçbir dinde boş veriş iyi karşılanmaz. Amacım burada dindar insanların çoğunun yaptığı ve yaptırdığı ibadet modelinin sapkın olduğunu söylemektir. Bu sapkınlık ilgisiz toplum yaratılması ve her şeyin (bu yüzyılda çok gülünç) ilahi bir değnekle düzelebileceğinin sanılmasıdır.

Son olarak eklemek gerekirse; insanlar ilgisiz kaldıkları her vahim durumdan kendilerini muaf görürler. Yardıma muhtaç herhangi bir şeye karşın her fırsatta kendilerini yetersiz durumda olduklarına inandırıp, bir başkasının yardım etmesini beklerler ve bencil inançlarını tatmin etmiş olurlar. Mesela tekme tokat dayak yiyen garibi korumak yerine telefonuyla olayı kaydedip sosyal mecralarda bunun gibi bir çok duyarlı paylaşımlar yapan (duyarsız insanlar) çoğalmakta. O insanın ilk görevi o garibe yardım etmek iken, kendine vazife gördüğü şeyin hiç kimseye bir yararı olmaz. Gariban dayağını yer; izleyenlerde yalnızca vah vah ederler.

Sonuç olarak, oluşan ilgisiz ve bencil inanç modelleri, toplumda ve doğada sürekli sorun yaratacak ve bunu çözmek için daha inançlı birilerini bekleyeceklerdir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here