Ayrılık Zamanı

Sen gittiğinden beri suskunum. Havalar desen ne yapacağını şaşırmış. Sevmiyorum işte böyle havaları. Bir sıcak bir soğuk. İnatçıyım bu konuda her şeyin bir öyle bir böylesine karşıyım galiba. Sevmelerim de nettir bilirsin. Ya çok ya az ya hep ya hiç. Aslında demem şu ki acının da her şeyde olduğu gibi dibini yaşıyorum bu sıra. Ama biliyorum dibini görmeden acının yahut yıkılmadan tamamen ayağa kalkamam. Kalksam da tökezlerim. Ayağıma takılır düştüğümde yerde bıraktığım parçalarım. Yorgunum sevgilim. Ellerim yara, yüreğim kana kana sen… Kelimeler boğazımda yara… Her bir yanım yara… Yapma. Ver ellerini bana, sarıl. Tamam sus. Ama unutma susa susa yok olduk. Hiç olmazsa yaz, yaz sevgilim seni, beni, bizi, hiç sevilmemişleri. Yazdıklarının arasında olsun kendimi bulmak tek niyetim.

 

Sana biraz olsun kendimden bahsetmek istiyorum. Sadece kendimi dinliyorum, bol bol kitap okuyorum şimdilerde okuduğum kitapsa Sabahattin Ali-İçimizdeki Şeytan. Hatta sana ordan ufak bir kesit paylaşmak istiyorum: “Birbirimize rastlamadan evvelki hayatımız sahiden birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş… Ne aradığımızı bilmeden aramak… Şimdi içim rahat, aradığını bulan ve başka bir şey istemeyen biri gibi sükûnet içindeyim… Dünyada bundan büyük bir saadet olur mu?” Ne güzel değil mi sevgilim? Şimdi sen diyeceksin ki neden yazdın bunu. Çünkü hislerimi en net ifade eden cümle buydu ama eksik olan bir şey var. Ne aradığını bilmeden bulduğun şeyi aslında hiç bulamadığını fark etmek. İşte bunun acısı tarif edilemez.

 

Umarım beni anlıyorsundur çünkü buna çok ihtiyacım var. Seninleyken içimde olan o masumluğu çok özledim. Kızma ama belki de senden bile daha çok. İçimizdeki o masum sevgiyi birbirimizle mi kirlettik dersin? Kim bilir, belki de… Elle tutulabilir bir acı değil fakat yüreğe fazlasıyla dokunan bir yara. Hangi ayrılık kolay ki? O kadar güzel anının sahibini bir daha görememek düşüncesi… Bak yine gözlerim doldu. Biliyorum şu ağlamak işini halledebilsem gerisini hallederim. Ama elimde değil. Acın bile güzel senin. Akıttığım her gözyaşının seni hatırlatması, yüzümde oluşan gülümseme… Bunların hepsinin sebebisin sen. Nasıl unutabilirim seni?

 

Hiçbir şey heyecanlandırmıyor beni. Senden ve sana dair olanlardan başka. Özlüyorsun sen de biliyorum ama kendini tutmak zorundasın biri olsun kendini tutmak zorunda o kişi de sensin çünkü biliyorsun eğer tutmasazsan kendini sen de sürüklenirsin benimle o kuyuya ve en dibine batarız. Ve bizi çıkaracak kimsemiz olmaz. Yitiririz tamamen. Bizi ve bizden gelenleri…

 

Güçlü ol dediğin anı hatırlıyorum. Güçlü olamam ben artık. Evet güçlü gibi gözükebilirim ama kendi içimde güçlü olamam benden bunu bekleme. Ben seninle güçlüydüm sensiz yenik kaldım. Korkaktın, korkaksın da. Hep korkaktın. Burada sana bunları yazıyorum ama cesaretten bahsediyorum. Hiçbir şey diyemedim öylece durdum karşında sorsan hala cesaretliydim. İçimdekileri çözmem biraz zaman alacak. Zaman içimdekileri almasın tek temennim bu. Manasızlıkların arasından mana aramaktan devrik cümlelerin arasından kendime pay çıkarmaktan susup oturanların bakışlarından. Ne arıyorum?

 

Boşluğa doğru feaan değil, kalabalıklara doğru haykırmak istiyorum. Boğuluyorum çünkü kendi aldığım nefeste boğuluyorum. Yeter demek istiyorum sadece yeter. Gelmeyin üstüme. Sonra boşver diyorum. Bazen o kadar güçsüz oluyorum ki içimdeki bu tarif edilemez üzüntü bana istediklerimin tam aksini yaptırıyor üzgünken gülmeler mutluyken ağlamalar… Hepsi bundan… Aynanın karşısına geçip durunca görüyor musun yüzünün altındaki yüzsüzlükleri, kalbindeki öfkeyi? Göremezsin, çünkü korkaksın. Kendinden bile korkuyorsun sen. Gerçeklerle yüzleşecek yüzün yok senin!

 

Nefretimi kusuyorum sana, üzgünüm. Ama ne kadar seviyorsam bir o kadar nefret ediyorum senden. Belki de kızgınlıktır bu. Tanımadığım bir duygu aslında yabancıyım bir bakıma. Ama kayıtsız kalamıyorum işte. Tamam kabulümsün sende gel üzerime diyemiyorum bu duyguya. Cebelleştikçede içine çekiliyorum. Belki de artık içimde sürekli çırpınıp duran seni bir kuş gibi bırakmam gerekiyor. İçimde durdukça kanatıyorsun bir yerleri. Belki de unutmamaya çalıştığım için zorla tutuyorum seni kalbimde. Dokunmadan, yaralamadan öylece bırakıyorum işte seni. Gitmeni de istemiyorum. Git desem de gitme. Kızgınım işte. Anla. Sadece beni anla…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here